6 Haziran 2012 Çarşamba

İzmir'in sorunu işsizlik değil iletişimsizlik


  
  Sanıldığının aksine İzmir'de şirket sayısı az değil yeterli istihdamı sağlayabilecek kadar çoktur. İzmir genelindeki şirketlerin çoğu aile şirketleridir. Aile şirketlerinin olması bu aile içinde yer alan gençlerin torpille iş bulmasını kolaylaştırır. 

Satış ve Pazarlama bir kurum için ana damardır. Satış çalışan kişiler kendilerine verilen ürün veya hizmetlerin müşterilere tanıtımını, siparişin alınmasını, ürünlerin teslimatını ve tahsilatını yapar. Firmanın müşteri ile iletişimini o sağlar. Bu kişilerin görev alanı sahadır. Bu saha bazen kapı kapı dolaşmak, bazen mağaza içerisinde, bazen de çağrı merkezleridir. Pazarlama alanında çalışan kişiler genelde ortalıkta pek görünmezler. Yaptıkları iş sonuçları satış kadar açık olmadığı için kendilerini anlatmakta da zorlanırlar. Bu alanda çalışan kişiler, ürün ve hizmetlere göre müşteri gruplarının belirlenmesi, bunları müşterilere hangi kanallardan ulaştıracakları, reklam, tanıtım, fiyat belirleme, satın alma seçenekleri oluşturmak ve rekabet analizi gibi geniş bir çalışma alanları vardır. Sunulan ürünlerin ve hizmetlerin bir anlamda genel müdürü gibidirler. Satış ve Pazarlamanın yani bir kurumunun ürünlerinin doğru tüketiciye, doğru zamanda, doğru alanda, doğru şekilde ulaşmasının sağlanması iyi işlemesi içinde kurumiçi iletişimin süper inanılmaz fantastik olması gerekmektedir. 

Kurum içi İletişim, çalışanların, kurumun değerlerini ve kültürünü benimsemesini kolaylaştırma ve kuruma bağlılığını artırma işlevi görür. Marka tüketiciye çalışanlar aracılığıyla sunulduğundan, kurumun öncelikle bünyesindeki çalışanlarla güçlü bir iletişim kurması ve onların güvenini ve sevgisini kazanması gerekir. Özellikle markaya dayalı kurumlarda, çalışanların kuruma inanması, kendilerini kurumun bir parçası olarak hissetmeleri kurum kültürü aracılığıyla sağlanır. Kurum içi iletişim bence İK dan daha önemlidir ve görevleri daha hayatidir. 

İzmir'deki şirketlerin çoğunda iletişim'le ilgili birşey bulunmamaktadır. Gerek kurum içi iletişimi(merketing public relations) gerekse kurum dışı iletişimi (public relations) sağlayacak bir departman bulunmamaktadır çoğu şirkette. Net'deki iş arama sitelerini açın zaten İstanbul'da aranan iletişim pozisyonlarına bakın İzmir'dekine bakın tabi İzmir için görebilirseniz. 

Yani ben sade vatandaş olarak iş başvurularında bulunuyorum yaklaşık 3 aydır. Şöyle bir olay görüşmeye gittiğim ve bana geridönüş bile yapmayan Aviv... gibi kurumlar birşey olmamış gibi 4-5 kez tekrar tekrar iş için arayabiliyorlar. Bir diğer olay'da mesela yaklaşık 3 ay önce KUTLU... adında bir şirketle görüşmeye gitmiştim ve adamlar şaka gibi 3 ay sonra değerlendirmemiz olumsuz diye aradılar yani çalışanlar arası iletişim veya müdürle altındaki çalışanlar arası iletişim bu kadar. böyle yerlerde zaten ben çalışmak istemiyorum. Farklı bir örnek daha İzmir Büyükşehir Belediyesi de Metro çalışması için yaklaşık 10 yıldır hergün farklı bir bitiş tarihi belirlemektedir. Millete doğru düzgün bilgi vermek yerine alakasız alakasız işlerle uğraşmaktadır belediye ve başındaki şahsiyet.

Hay.. Lam....Manisa adında bir şirkette mesela okunulan bölümün veya üniv. bir önemi yok yani torpilin bir önemi var. Öyleki İK departmanındaki 2 kişi 2yıllık peyzaj mezunu biride lise mezunu ve İK uzmanı diye geçiyor. Bu şirket işkur stajyeri adı altında sürekli stajyer alıp onlara 300lira verip iş öğretmeyip dosya toparlama işleri yaptırmaktadır mesela. Şirketin adaylara karşı davranışı oldukça soğuktur ve bunun gibi şirketler yüzünden Ege Bölgesi malesef bu durumdadır. 

Pazarlama dergilerine baktığınızda bilmem ne şirketi her yıl bu kadar yeni mezunu alıyor gibi yazılar vardır. Bu yazılar tamamen kurum imajına yönelik gerçeklik payı olmayan yazılardır. Bu ortamlarda bulunmuş biri olarak hepsi yalan gençlere gerçekten destek çıkan bir kurum yoktur. Deneyimsiz gençlere işi öğretmekle zaman kaybı istemedikleri için sürekli deneyim deneyim şartı getirmektedir bütün kurumlar.

İzmirdeki İzmirli olan çoğu mezunun torpili olduğu için gerçek İzmirliler arasında işşizlik azdır, çünkü gerçekten çalışmak isteyene iş vermezler çalışmak istemeyen boş adama zorla iş verirler. Bu torpilli kişiler işe giripde işini doğru düzgün %100 verimlilikle yapacak da çalıştığı kuruma ve ülkesine hayrı dokunacak. Sonuç olarak iletişim'den yoksundur yani İzmir'deki kurumlar, ve adil bir işe alımdan da  yoksundur. Adam kayırma, yağcılık ve torpille döner İzmir'deki işler. Yeni mezunlar istedikleri kadar yetekli istekli olsunlar, hiçbir kurum ama hiçbir kurum torpilsiz gelen bir gence kendini gösterme fırsatı vermemektedir.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder